YILLARDIR KADERİNE TERK EDİLEN (OTİNGO) TERMALİ İLGİ BEKLİYOR

“Yıllardır Bürokrasi engeli ile bir türlü faaliyete maalesef geçirilemiyor”

Yıllardır kaderine terk edilen (Otingo Çermik-Kaplıcası) Sıcak Su Termali ilgi bekliyor.

Artvin’in Borçka İlçesi Balcı Köyüne bağlı yıllardır kaderine terk edilen sıcak çermiği yeraltı kaynaklarından doğal yolla ısınarak gelen ve şifalı olduğuna inanılmasından dolayı bir zamanlar yoğun ilgi gören termal sıcak çermik, yıllardır kaderine terk edilmiş halde bekliyor.

Borçka Balcı Köyünde 1960’lı yıllarda piknik alanı olarak kullanılan ve yer sahipleri tarafından yapılan sondaj çalışması sonucu tesis yapımı için bir takım çalışmalar yapılmış ancak, bir sonuç alamayınca sıcak su her ne kadar insanların yoğun ilgisini görse de kaderine terk edilmiş durumda. İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıktaki derenin kenarında çıkan sıcak çermik, başta, 29 derece sıcaklığındaki, mineral bakımından oldukça zengin suyuyla başta romatizmal hastalıklar olmak üzere metabolizma bozuklukları, göz rahatsızlıkları ve kadın hastalıklarına, sedef hastalığına, solunum yolu, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı, adale ağrıları, kadın hastalıkları gibi rahatsızlıklara iyi geldiği düşünülüyor.

İlçenin Çermik Köyünde bulunan soğuk çermik kaplıcasının ise, suyunun, içildiğinde mide, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına iyi geldiği belirtiliyor. Kaplıcanın suyunun romatizma ve sinir hastalıkları tedavisinde de yararlı olduğu belirtiliyor.

Konu ile ilgili görüşlerini bilgilendirmede bulunan yer sahiplerinden Hüseyin Gökdemir ise “Sülalemize ait haklarımız 4 ortaklı bir bağla birbirine bağlı olsa da, hukuki ve saha çalışmalarını daha çok biz yürüttüğümüz için konuya hakim bir pozisyondayız. Yine de süreçle ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. Fotoğrafta görülen yer eski havuzların olduğu alan. Bu görseldeki alandan yaklaşık 50 mt yukarıda, eski küçük yayla olan alanda sondaj çalışması gerçekleştirdik. Yeterli suyu çıkardık. Tesisleşme süreci başlamadan Orman Müdürlüğü dava açarak arazideki haklarımızı yargıya taşıdı. Su ruhsatı bizde ama tesisi havaya kuramazdık. Yerel mahkemeyi kazandık fakat itiraz edildi. Ankara’da koltuğunda oturan hakim kardeş, sistemdeki kayıtlara bakarak arazideki haklarımıza son verdi. Yani kaplıcamızı kurmayı düşündüğümüz araziyi, yaklaşık 100 yıldır, atalarımız tarafından küçük yayla ve küçük çaplı kaplıca, hayvancılık ve çiftçilik ve yayla yolu olarak kullanılan bölgeyi orman açıklığı ilan etti! Sonuç olarak bölgede 2b çalışması sonrası arazimizin tekrar satın alımını yaparak gerekli çalışmaları yürütmeye devam edeceğiz. Yargı süreci uzun yıllara yayılan bir süreç olduğu için bir türlü yol alamadık. Tesisleşme süreci için biz de gün sayıyoruz artık. Gerekli planlara sahip olmak yetmiyor. Bazen prosedürler süreci gereğinden fazla uzatabiliyor. Ve tabi resmi makamlar işimizi kolaylaştırmak yerine, su ruhsatı verdiği bizlere arazi konusunda kolaylık sağlamadı maalesef. Konuyla ilgili daha fazla detay var elbette fakat, ana hatlarıyla konuyu biraz da olsa açıklığa kavuşturmak istedim” diye açıklamalarda bulundu.

BORÇKA OTİNGO ÇERMİĞİ TARİHÇESİ

OTİNGO KAPLICASI, Artvin ilinde, Borçka ilçesine bağlı Balcı köyündedir. Borçka kasabasına 13 km uzaklıktadır. Kaplıca sularının özellikle romatizma ve halsizliğe iyi geldiği kabul edilir. Otingo Ormanları Ilıcası ve Balcı Otingo Çermiği olarak da adlandırılır. Otingo Kaplıcası’nın kaynağı Otingo Deresi’nin (Balcı Deresi) ortasından çıkan sıcak sudur.

TARİHÇE

Otingo Kaplıcası’nın hayli eski bir tarihi vardır. İvane Caiani 19. yüzyılın son çeyreğinde, o zaman köy olan Borçka üzerine notlarında kaplıca üzerine de bilgi vermiştir. Kaplıca üzerine anlatılan efsaneden hareketle Otingo Kaplıcası 12. yüzyılda da kullanılıyordu. Burada şifalı su olduğu Gürcü kraliçesi Tamar döneminde ortaya çıkarıldı ve kaplıcaya dönüştürüldü. Osmanlı döneminde kadınlara kötü örnek olduğu gerekçesiyle taşlarla doldurulmuş olan kaplıca havuzu, kaplıcanın tarihini de bilen Ahmed Efendi Halvaşi 1880 yılında yönetici olunca temizletip Otingo Kaplıcası yeniden kullanılabilir hale getirdi. Böylece yazın tekrar kaplıcaya çok sayıda insan gitmeye başladı. Kaplıcanın suları özellikle bacaklardaki halsizliğe ve romatizmaya iyi geldiği için uzak yörelerden de insanlar geliyordu. Ne var ki kaplıcanın yolu olmadığı için ağır hastalar buraya zorluklar içinde ulaşabiliyordu. O tarihlerde kaplıcada bir konaklama yeri de yoktu.

Muvahhid Zeki’nin yazdığına göre, Deviskel Deresi’nin Bagen köyü civarında bulunan Otingo Kaplıcası 25-30 dere kükürtlü sulara sahipti. Romatizma, karın ağrısı ve bazı sancıları olan hasatalar buraya gidiyordu. Burada bir havuz vardı ve üstü tahtalarla kapatılmıştı. Ayrıca insanların konaklayabileceği odalar bulunuyordu. Ancak yolu kapalı olduğu için uzaktan gelen yoktu ve sadece civarda yaşayan insanlar bu kaplıcadan yararlanıyordu.

EFSANE

Kraliçe Tamar’ın Otingo yakınlarında bir yerde sarayı varmış. Kraliçe bir kışı burada geçirmiş. Bir gün, sarayında beslediği güvercinlerden biri hastalanınca, doğaya salmış. Üç gün sonra güvercin iyileşmiş ve ıslak olarak geri dönmüş. Kraliçe Tamar yakınlarda bir yerde kaplıca olduğunu anlamış. Sıcak su kaynağını bulmuş ve burayı kaplıcaya çevirmiş.

ULAŞIM VE KONAKLAMA

Otingo Kaplıcası’na Hopa‘dan Borçka‘ya toplu taşıma araçlarıyla ulaşılmaktadır. Borçka kasabasından Otingo Kaplıcası’na orman yoluyla bir buçuk saatte gidilir. Konaklamak için kaplıcanın birkaç kilometre uzağındaki değişik yerleşim yerlerinde oteller vardır. Kaplıcanın bulunduğu yerde de küçük bir konaklama tesisi vardı, ancak kaplıca ve tesisler selden zarar gördüğü için bugün kullanılmamaktadır.

Borçka köyü. Belirtmemiz gerekir ki, Otinko (Otingo) kaplıcası buralı Müslüman Gürcülere büyük yarar ve şifa sağlıyor. Öyle bir yer yok ki, oradan buraya hasta gelmesin. Erkek ve kadınlar, ama daha çok kadınlar geliyor. Bu kaplıcanın suları özellikle bacaklardaki halsizliğe ve romatizma hastalıklarına iyi geliyor. Ama ne yazık ki kaplıcanın yolu yok ve ağır hastalar buraya zorluklar içinde ulaşabiliyor. Gene de bu yıl buraya binlerce hasta geldi, yolunu da biraz düzelttiler.

Yerel yönetici Vasil Leonidze bu çok gerekli yolu biraz düzelttirdi, ama bunun hastaların ulaşımı için yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Hasta olan da sağlıklı olan da bu yolda zor yolculuk yapıyor. Düzgün bir yolu olsa, kim oraya gitmek istemez ki! 

Buranın güzel havası var. Kaplıca dere kıyısında (bu dere de alabalıkla dolu) ve güzel ağaçlarla çevrili. İkincisi Karçal Dağları yakınlarında, geniş yaylaların olduğu yerde bulunuyor. Buraya yazın hayvanları çıkarıyorlar. Burada her şeyi ucuza bulabilirsiniz: koyun, tereyağı, süt, yoğurt ve peynir. Köyden tavuk da getiriyorlar (köy yakın). Yeter ki iyi yol yapılsın, kayalıklardan yürüme tehlikesi olmasın, o zaman Batum’dan, en çok elli altı kilometre uzaklıkta olan buraya herkes hevesle gelir. İkincisi, gelenlerin konaklayabilmesi için odalar yapılması kesinlikle gereklidir. Tanrıya şükür burada orman eksik değil, hemen burnumuzun dibinde. Bir ağaç kesilse, iki güzel oda yapılabilir ve bunların üzerlerini örtecek tahtalar da bu ağaçtan çıkar. Eğer bu yararlı ve gerekli iş için gönüllü ve istekli biri çıkarsa, her şey çok kolay. Bu kaplıca, Kraliçe Tamar döneminde ortaya çıkarıldığı ve bir bakıma onun çabasının ve emeğinin bir ürünü olduğu için de önemlidir. Geçen zaman bu yararlı ve hatırası olan kalıntının sonunu getirmiş. Bu topraklarda bundan daha önemli ve korunması gerekli daha iyi şey olamaz. Buradaki Müslüman Gürcüler bugün de bu kaplıcanın tarihini biliyorlar. 

Kraliçe Tamar’ın bu Otinko yakınlarında bir yerde sarayı varmış (ne yazık ki bugün bir iz yok, varsa da belli ki Otinko çevresindeki bu kocaman ormanda kayıp). Kraliçe bir kışı burada geçirmiş. Sarayında çok sayıda güvercin besliyormuş. Bir gün güvercinlerden birinin hastalandığını görmüş. İçeride ölmesin, dışarı çıkarın ve bir yerlere bırakın diye emir vermiş. Hizmetlileri de bu buyruğu yerine getirmek için güvercini saraydan çıkarmışlar ve sarayın bahçesinin dışına (o yıl çok kar varmış) bırakmışlar. Aradan üç gün geçmiş, bu güvercin iyileşmiş olarak geri dönmüş, ama ıslakmış. Kraliçe Tamar bunu görmüş ve çok şaşırmış. Buralarda bir yerde bir kaplıca olmalı demiş. Bunu bulmaları için her yana adamlarını salmış. Gerçekten de bugünkü yeri bulmuşlar. Burada kar erimişmiş ve sıcak su kaynıyormuş. Hemen Kraliçe Tamar’a haber vermişler. Kraliçe burayı bulmuş olmalarına çok sevinmiş ve bol bahşiş vermiş. Bahar gelir gelmez orada, bugün de var olan havuzu yaptırmış. Böylece, her yaz binlerce hastanın geldiği ve derman bulduğu bir kaplıca ortaya çıkmış.

Burada yaşayanlar Müslüman olduktan sonra da, hastalar eskiden olduğu gibi gelmeye devam etmiş. Ama zamanla değişik yerlerden gelenlerin yeni Müslüman olan kadınlara kötü örnek olduğunu düşünen hocalar bu durumdan rahatsız olmuş. Hocaların isteği üzerine havuz taşlarla doldurulmuş. 1880 yılına kadar da böyleydi. Bu kaplıcanın tarihini bilen Ahmed Efendi Halvaşi buranın yöneticisi olunca burayı temizletti. İnsanlar Otinko kaplıcasının yeniden yapıldığını duyar duymaz her yandan gelmeye başladılar. Şimdi her yaz burası karınca yuvası gibi kalabalık oluyor. Gene de yol olmadığı için herkes gelemiyor, ama gelmek isteyen çok insan var. Eğer birileri çıkıp Ahmed Efendi’nin yolundan devam ederse, bu işe yardımcı olacak çok insan var. Kaplıca yeniden Tamar dönemindeki durumuna gelebilir. (İveria, 14 Eylül 1893)   
İvane Caiani, Borçka Mektupları, 2002, İstanbul, s. 47-50.  – https://taoklarceti.home.blog/2019/07/28/otingo-kaplicasi/

HABER: BÜLENT ATASERT – ZİYA AKYILDIZ

Bu haber 402 kez okundu.