SP Artvin İl Başkanı Soydan, “faiz artışlarının topluma verdiği zararları ve yaptıklarını izah etme sorumluğu olması gerekmez mi”

tarafından
114
SP Artvin İl Başkanı Soydan, “faiz artışlarının topluma verdiği zararları ve yaptıklarını izah etme sorumluğu olması gerekmez mi”
Bu haber 217 kez okundu.

 

Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan, “faiz artışlarının topluma verdiği zararları ve yaptıklarını izah etme sorumluğu olması gerekmez mi” dedi.

Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan ““faiz artışlarının topluma verdiği zararları ve yaptıklarını izah etme sorumluğu olması gerekmez mi” diyerek basın açıklamasında bulundu.

Hükümetin faizleri % 8.5’den % 25’e yükselttiğini ve bu durumu açıklaması gerektiğini belirten SP İl Başkanı Gültekin Soydan, “Her ay faizlerde bir artış söz konusu olması ister istemez faize karşı söylemlerin mi yoksa bu ekonomik çıkmazdan başka türlü çıkış yolu yok diyerek faizciliği adeta tefecilerle yarış halini andıran aylık faiz artışlarının topluma verdiği zararları ve yaptıklarını izah etme sorumluğu olması gerekmez mi” ifadelerini kullandı.

Soydan yayınladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Kısa süre önce söylenenleri hatırlayıp da bugün faiz oranlarının artışını görünce insanın, ülkede bir yönetim değişikliği oldu da haberimiz mi olmadı sorusu aklına geliyor. Çünkü her fırsatta faizle mücadele halinde olduğunu, kendilerine kimsenin faizleri artıramayacağını söyleyenler ve bu söylemlerini de merkez sağ seçmeni yanlarında tutmak için tekrarladıkları düşünüldüğünde ülkede bir yönetim sorunu olduğu gerçeği bulunurken bir de giderek toplumda yönetime karşı bir güven sorunu çıkarsa hiç şaşmayın. Çünkü bunca faiz karşıtlığına, faize karşı oluşu kimselere bırakmak istemeyenlerin bu farklı tavırlarının toplumun bilmediği bir sebebi var ise bunu izah etmeleri gerekmez mi?

Demokratik bir yönetimde sebebinin topluma izah edilmesi gerekiyor. Her fırsatta bize kimse faiz artıramaz derken ve bunu da bir övünç ve siyasi propaganda vesilesi olarak kullanırken üç ayda faizlerde üç defa artış olduğu, bu üç artış ile faizlerin yüzde 8.5’den yüzde 25’e yükselmiş olmasının en azından sebebinin topluma izah edilmesi gerekiyor. Her ay faizlerde bir artış söz konusu olması ister istemez faize karşı söylemlerin mi yoksa bu ekonomik çıkmazdan başka türlü çıkış yolu yok diyerek faizciliği adeta tefecilerle yarış halini andıran aylık faiz artışlarının topluma verdiği zararları ve yaptıklarını izah etme sorumluğu olması gerekmez mi?

Faize karşı oluşlarını, “Ortada nas varken bize ne oluyor?” diye sorup, ardından sanki nas iptal edilmiş gibi faiz artırımlarına devam ediliyor oluşun en hafif ifadesiyle tutarsızlık olmaz mı? Çünkü nas işimize geldiğinde sarılacağımız gelmediğinde bir kenara itebileceğimiz bir hüküm değildir. Bu noktada sadece siyasilerin değil, insan olarak hepimizin geleceğe dönük vaatlerinde zaman zaman elde olmayan sorunlarla karşılaşılabilir.

O zaman söylediklerimizin aksini yapmak zorunda kaldığımız zamanlar da olabilir. O zaman topluma bu çelişkili durumun sebeplerinin izahı gerekir. Bu en azından seçmenin hakkıdır. Yoksa biz ne dersek seçmen ona inanmak durumunda gibi bir yaklaşımı kendimize esas olarak alırsak o zaman özellikle siyasette hangi hareket algı operasyonlarında başarılı oluyorsa onların peşinden gidenler artabilir. O zaman da bir süre sonra siyasete ve siyasilere zamanla güvensizlik gelişmeye başlar. Böyle bir durum ise öncelikli olarak siyasilerin bastıkları dalı kesmeleri anlamına gelir.

Bu noktada özellikle bir hususun altının çizilmesi gerekiyor. O da politika faizinin yüzde 25’e çıkmış olması piyasada faizin üst sınırının yüzde 25 olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü serbest piyasada krediye artan talepler bankalar aracılığı ile faiz oranlarının daha yukarı çekilmesine zemin hazırlıyor. Toplumun çok büyük bir bölümünün hayatlarını sürdürürken banka kartı ve kredi kartlarına müracaat ettiği düşünüldüğünde kredi kartı kullanımında aylık faiz oranlarının yüzde 3’lere ulaştığı, bu da ister istemez ülkemizin küresel sermayenin at koşturduğu bir ülke konumuna geldiğini gösterir.

Bu bakımdan içine düşülen ekonomik krizden kurtuluşun yolu faizler sürekli artarken ülke imkânlarını tümü ile parası olanların emrine sunmak, bir yanlıştan kurtulmak istenirken bir başka yanlışa düşmek anlamına gelebilir. Kısacası eğer derdimiz ülkemizin ve insanımızın sürüklendiği çıkmazdan kurtulması ise bu hususta toplumun desteğine ihtiyaç vardır. Toplumun desteği de topluma güven telkin etmekten geçer. Bunun için geleceğe dönük tahmin ve vaatlerde yöneticilerin zaman zaman yanılmış olmaları durumunda ülkenin gerçeklerini toplum ile paylaşmaları gerekiyor. Bu ise dün söylediklerinin bugün aksini söylüyor olmalarının sebebini toplum ile paylaşmaları gerekir” diye açıklamalarda bulundu. – Tahsin Atasert