BASIN VE KAMUOYUNA

tarafından
384
BASIN VE KAMUOYUNA
Bu haber 744 kez okundu.

Artvin Faal Gazeteciler Derneğinden basın açıklaması yapıldı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen saldırılar nedeniyle herkes üzgün ve huzursuz.
Çünkü okullar, bütün eksikliklerine rağmen, velilerin çocuklarını gözü arkada kalmadan gönderdikleri kurumlardır.
Ve öyle de olmalıdır.
Ancak ne yazık ki yaşananlar, tüm yurttaşları gün geçtikçe endişelendiriyor, korkutuyor umutsuzlandırıyor.
Yetkili yetkisiz herkes konuşuyor, akıl veriyor, yorum yapıyor ya da olduğu her ortamda kaygılarını dile getiriyor.
Bunun yanında hemen herkes tedbir alınmasını önerirken, ağırlıklı olarak bu öneriler ‘Suçluyu beklemek, kovalamak, yakalamak veya cezalandırmak’ çerçevesinde ele alarak değerlendiriliyor.
Devletin çocukları koruyamadığından ve sahip çıkamadığından yakınılıyor.
Asıl meselenin sistem sorunu olduğu, sivrisineklerin değil, bataklığın kurutulması gerçeği olduğu, yeterince ve keskin bir şekilde dile getirilmiyor.
Yaşanan tüm bu olayların, yıllar öncesinden gelmekte olduğu gerçeği, göz ardı edilerek, pansuman tedbirlere sığınılıyor.
Bizce tüm bu sorunların sebebi; “Yıllardır uygulanan günübirlik politikalar neticesinde, gelecek nesillerin değil gelecek seçimlerin düşünüldüğü faydacı – popülist politikaların sonucudur.”
“Diktatör huylu lafebesi politikacıların ve onların destekçilerinin, ortada demokratik bir ortam varmış gibi yaparak, halkı aldatmak için uydurdukları yalanların son tablosudur.
Şimdi soruyoruz..!
Kindar nesil yetiştirme hedefiyle, ‘insan, doğa, yurt sevgisi, barış içinde birlikte yaşama kültürü, yurttaşlık bilincinin gelişeceği mi bekleniyordu?
Adaletsizlik, haksızlık, hukuksuzluğun görmezden gelindiği bir ortamda, İnsanların bunu meşru düzeltme yollarının bulunmadığını gördüklerinde, sonucun daha ne olması bekleniyordu?
Hukuk devleti yerine kanun devleti olma yolunda ilerleme kaydedilirken, belli kişiler veya gruplar ya da belli suçlar için “kayırmacılık”, “cezasızlık”, “rüşvet” durumları devreye girmişse, bunun sonucunun ne olması bekleniyordu?
Din, mezhep, ırk, coğrafya gibi kültürel kimliklerle oynanarak, insanlar ayrıştırılmışsa, düşmanlaştırılmışsa, birbirlerine saygılı bir yurttaşlık ahlakı ile herkesin barış içinde birlikte yaşama hakkı örselenmişse;
Medya, sosyal medya ve özellikle televizyonlar, şiddeti özendiren içerikleri, sırf reyting alıyor diye topluma sunuyorsa bunun sonucu acaba ne olabilirdi?
İnsanların, kendisi ve ailesi için iyi hayat koşullarını sağlayacak meşru yolların olmadığını, fırsat eşitliğinin bulunmadığını, ne kadar namuslu, ahlaklı, çalışkan ve uzman olursa olsun, başarılı olamayacağını gördüğünde, acaba hangi yöne evrileceği bekleniyordu?
Toplumda, yüksek sömürü, fırsat eşitsizliği, gelir adaletsizliği oluşmuşsa, İnsanlar güvenlikleri için devlete güvenemiyorsa, o toplumun sağlıklı ilerleyebileceği mi düşülüyordu?
Din, mezhep, ırk üzerine kurulu olan örgütler, şiddete yönelik eylem ve söylemler yayarken, özellikle gençlerin nasıl davranması bekleniyordu?
Siyasal iktidarlar, güçlerini pekiştirmek ve sürdürebilmek için yurttaşları, ayrıştırıcı, dışlayıcı, düşmanlaştırıcı politikalar izlerken, o toplumda şiddetin filizlenmemesi ve egemen olmaması mı bekleniyordu?
Şehirleri imar ederken, gelecek nesilleri ihya etmeyi ihmal ederek, güllük gülistanlık şehirlerde mi yaşanılacağı bekleniyordu?
“Umut her insanın en önemli yaşam direnci ve kaynağıdır.”
İnsanların yarınlara dair umutları körelmişse, özellikle gençler, gelecek konusunda hayal kuramıyor ve umut besleyemiyorsa, insanların birbirlerine gül atması mı bekleniyordu?
Bütün bu sorunları dile getiren basın mensupları susturulmaya çalışılırken, hapse atılırken, yandaş medyanın çizdiği pembe tablonun sonuncunda, ortamın gül bahçesi mi olması bekleniyordu?
Ne demiş eskiler?
“Rüzgâr eken fırtına biçer.”
“Ne doğrarsan tasına o gelir kaşığına.”
Kimse ama hiç kimse öteye beriye kıvrılmasın.
Ortaya çıkan tüm bu tablo, doğrudan doğruya bir toplumsal kültür, eğitim ve siyasal iktidar sorunu olarak karşımızdadır.
Herkes şapkayı çıkarıp önüne koymalıdır.
Yarın daha büyük toplumsal olaylarla karşılaşmamak için herkes en yüksek çabayı göstermelidir.
Kamuoyuna saygılarımızla…
AFGAD YÖNETİM KURULU