Artvin Şube Başkanı Gümüş, “Bugün emeğin, alın terinin, üreticinin günü”

tarafından
23
Artvin Şube Başkanı Gümüş, “Bugün emeğin, alın terinin, üreticinin günü”
Bu haber 44 kez okundu.

Bizler; emeğin sömürülmediği, %1’in değil %99 un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz

Artvin’de, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla kutlama programında, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş konuşma yaptı.

Artvin’de 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından organize edilen kutlamalar kapsamında Halitpaşa Meydanı’nda toplanan kalabalığa konuşma yapan KESK Artvin Şube Başkanı Gümüş, “Bugün emeğin, alın terinin, üreticinin günü!” dedi.

“Yaşasın 1 Mayıs… Birlikte değiştireceğiz. Birlikte kazanacağız”

Gümüş, burada yaptığı konuşmasında, “Bugün; sarayların, lüks içinde yaşayanların, Maldivlerden, sırça köşklerinden poz verenlerin değil, evine ekmek götürebilmek için ömrünü harcayan milyonların günü! Bugün; cemaat ağlarıyla, siyasal bağlantılarıyla, makam sahibi olanların değil; onuruyla, gururuyla, kendi ayakları üzerinde duranların günü. Bugün; yalan satan yandaş medya patronlarının değil; halkın doğru haber alabilme hakkını savundukları için cezalandırılan, hapse atılan gazetecilerin günü. Bugün; sahip oldukları devlet gücüne dayanarak halka zulmedenlerin, zorbaların değil; bugün umudun günü, bugün kardeşliğin günü, bugün sevginin barışın günü.

“Egemenler din istismarıyla emekçileri açlığa sürüklüyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar tarikatlara, çetelere, sermayeye aktarılıyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar özel okullara teşvik olarak aktarılıyor. Barınma imkanından yoksun bırakılan çocuklarımız tarikat yurtlarına mahkum ediliyor. Ancak bu böyle gitmez.

Eğitim emekçileri biat etmez. 22 yılda 9 Bakan 18 müfredat değişikliği yapıldı. Amaçlarına giden yolda öğrencilerimizi harcamaktan çekinmediler. Yeni müfredat değişikliği pazartesi günü MEB e bağlı kurumlarla ve kamuoyuyla paylaşıldı. Tamamen siyasallaşmış, çocuklarımızın ve ülkemizin üstün yararı gözetilmeden, laikliği tam cepheden hedef alan, bilimden uzaklaşan bir zihniyetle hazırlanmıştır. Çünkü okuyaп, sorgulayan bir nesil gelsin istemiyorlar. Buradan sesleniyoruz. Ülkeyi sürüklemeye çalıştığınız karanlığa teslim olmayacağız.

Kamu hizmetini kar zarar mantığıyla yürüten iktidar, elimizdeki cumhuriyetin kazanımları olan tüm fabrikaları haraç-mezat yabancı sermayeye satarak ülkemizi daha da yoksullaştırmış ve dışa bağımlı hale getirmiştir. Bugün en temel gıda ürünlerimizi bile dışarıdan ithal eder hale gelmiş durumdayız. Artık ilkokul çocuklan bile dış güçler masalına inanmıyorlar. Özellikle üreten değil tüketen bir ülke haline geldik. Sanayi üreten ve hatta savaş durumunda olan ülkelerden patates, et, yağ gibi gıda ürünlerini ithal ediyoruz. Öğrenciler ve hastalar potansiyel müşteri haline dönüşmüş, sağlık hizmetleri, eğitim tamamen piyasalaştırılmıştır.

Sürekli tekrarladığımız bir gerçek var: bizler gücümüzü emeğimizden, alın terimizden, üretimden alıyoruz. İktidar sahipleri işte bu büyük güçten, birleşen halkın gücünden korkuyorlar. Yan yana gelmemizden korkuyorlar, biz olmamızdan, birlik olmamızdan korkuyorlar. Korkuyorlar çünkü kaybedecek çok şeyleri var. Sarayları, saltanatları çökecek diye korkuyorlar. Yağma düzenleri son bulacak, ballı ihaleleri, vurgun projeleri, torpilli işleri sona erecek diye korkuyorlar! Yağmalayıp yok ettikleri ormanlarımızın, kıyılarımızın, Cerattepe’nin hesabını sormamızdan korkuyorlar. Katarlı dostlarına, cemaatlere, tarikatlara, yandaşlara peşkeş çektikleri varlıklarımızın hesabını ödemekten korkuyorlar. Yargıdan korkuyorlar, yargılanmaktan, adaletten korkuyorlar. Nazım’ın dediği gibi: “Hiçbir korkuya benzemiyor, halkını satanların korkusu.”

Bırakınız korksunlar! Bırakınız gözlerine uyku girmesin! Bunu bildikleri için muhalefeti susturmak istiyorlar. Ne mutlu bize ki baskılara karşı sinmeyen bir mücadele geleneğinin çocuklarıyız.  Gün şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek!

Bizler; emeğin sömürülmediği, %1’in değil %99 un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz. Mustafa Kemal’in antiemperyalist kurucu irade heyecanı ile yarattığı ama sizlerin yıktığı, sattığı her şeyi yeniden kuracağız. Biliyoruz ki, böyle bir dünya ve ülke mümkündür. Bugünden yarına hep umut biriktirdik. 31 Mart seçimlerinde; işçisinden kamu emekçisine, emeklisinden asgari ücretlisine, kadınından gencine bozuk düzenin çarklarında ezilen milyonlar “Bizi yok sayamazsınız, biz buradayız” dedi.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, Bu kavga eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış, adalet, laiklik ve demokrasi kavgasıdır” diye açıklamalarda bulundu. – Tahsin Atasert