
Yeşil Artvin Derneği basın açıklamasında bulundu.
Yapılan basın açıklamasında;
Değerli Basın mensupları,
Ülkemizin çevre dostu değerli yurttaşları,
Ülkenin her yerinden yaşam mücadelesine destek veren sevgili Artvinliler,
1980’ler ortası Artvin topraklarının deşilmeye, bir şeyler aranmaya başladığı yıllardır.
İlk incelemeyi yapan kamu ekipleri sondaj yapılmasını önermiş; sondaj yapan ekip de burada ekonomik bir rezerv yok demişti.
Ancak ardından sondaj öneren ekipten birinin Artvin’li olan akrabası üzerinden arama ruhsatı alınmış ve belli bir oranda anlaşılarak Kanadalı Cominco’ya devredilmiştir.
1995 yılında ise Cerattepe’ye ilk kazma vurulmuş ve tünel açılmaya başlamıştır.
Daha ilk kazma vurulmadan önce Artvin’li hiçbir ayrım yapmadan; iktidardan muhalefete, zenginden fakire, esnaftan memuruna işçisine madenciliğe karşı olan tavrını ortaya koymuş ve o yıl kurulan Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde mücadeleye başlamıştır.
İlginç olan ise bize dernek kurma önerisini yapan ve kurmamıza vesile olan zamanın Artvin Valisi Selahattin Onur olmasıydı.
Kendisini buradan selamlıyoruz.
Yapılan içten ve çetin mücadele Cominco’nun Artvin’i terketmesiyle sonuçlanmış bir sürelik sessizlik sonrası bu kez yeni bir Kanada’lı çokuluslu şirket olan İnmet Mining Artvin’imize tebelleş olmuştu.
Bu kez sadece bakır çıkaracağız canınızı yakmayacağız, hastanenizi de yaparız, yollarınızı da yaparız, altından bize ne, bakırdır bizim muradımız diyerek operasyonlara başladı.
Vahşi madenciliğin Artvin’in insanına ve doğasına neler yapabileceği az-çok anlaşılınca başlayan mücadele o zamanlar hem halkımızın hem kurumlarımızın hem de tüm siyasi partilerin birlikteliğiyle yaklaşık 20 yıl boyunca başarılı bir şekilde şirketlerin toprağımıza bir kazma bile vuramadan şehri terk etmelerini sağladı.
Ancak, hangi görüşte olursa olsun, yaşam alanlarını savunmak için tüm insanlarının bir araya geldiği ve ulusal çapta sayılı örneklerden biri olan bu beraberliğe ve 2012’de Danıştay’ın bile onadığı “Cerattepe’de Madencilik Yapılmamalı” kararına rağmen, aynı saha yeniden ilana çıkarıldı.
Artık Cerattepe Cengiz’indi!
Ben bu milletin …. canina okuyacağum diyen Cengizin.
Önceleri vahşi madenciliğe karşı en ön saflarda mücadele eden bazı malum dostlarımız -siyasi parti gözetmeksizin- madencilerin değirmenine su, yollarına taş, tünellerine beton taşıdılar.
Kendi halkını paraya değişmedir bunun adı, arkadan vurmadır.
Kamu kurumlarının çevreyi ve doğayı koruması gereken bazıları da Cerattepe’de madencilik yapılabilir kararları verme yarışına girdiler.
Diğer bir ifadeyle artık dört bir yanımızdan sarıldık, her bir yanımızla mücadeleye başladık.
15 Şubat 2016’da Madencilik karşıtı direnişin sembolü nöbetimizin 244. günü idi.
Müdahale edileceği duyumu üzerine, hala doğasını ve şehrini seven Artvinliler, siyasi parti ve STK temsilcileri ile toplantı yapılarak Pazartesi akşamı saat 18.00 gibi Atmaca mevkiine kadar halkımız araçlarıyla çıktı ve Kafkasör ile Cerattepe’ye çıkan yollar kesildi.
Atmaca mevkiinde ışıl ışıldı her yer.
Her siyasi ve sosyal katman oradaydı ve gururla memleketini bekliyordu.
Derken 16 Şubat sabahı saat 6 civarında yedi yöreden getirdikleri binlerce kişilik TOMAlı kolluk güçleri, masum Artvin Halkına tarihin belki de en şiddetli müdahalesini yaptı.
Aklımıza geldikçe adeta gaz kokusu yakıyor gözlerimizi ve ciğerlerimizi.
Sanırsınız ki karşılarında doğalarını ve mütevazi hayatlarını savunan Artvinliler değil de bir düşman ordusu var!
Oysa bizler yeraltı veya yerüstü zenginliklerimizle olduğu gibi yaşamayı istiyorduk sadece.
Bizim zenginliğimiz bu doğaydı, temiz sularımızdı, zehirsiz tarım ve hayvancılıktı, Kafkasör Festivalimizdi, arılarımız ve balımızdı.
Sonuç olarak, ne yazık ki Şubat 17’de Cerattepe’ye çıktılar.
Ne utanç vericidir ki Orman Bölge Müdürlüğü tarafından verilmiş olması gereken “yer teslim izni” henüz verilmemişken hukuksuzca Cerattepe’ye çıkılmıştır.
Yani güvenlik güçlerinin şirketi oradan uzaklaştırması gerekirken, tam tersine, kendi memleketimizde biz düşman bellenmiştik.
Cerattepe yetmemiş olacak ki bu son on yıllık süreçte onlarca maden ruhsat ihalesi yapıldı ve her ihalede Artvin’den de binlerce hektarlık ruhsat alanı hem Cengiz hem de vahşi madencilikten dolar milyarderi olan diğer firmalara (SSR Mining, Çalık Holding, TÜPRAG, vb.) peş keş çekilmeye devam ediliyor.
Son olarak 7 Şubat’ta çıkan ihale ile vatan topraklarımız ve ormanlarımızın yağmalanması için resmi izinlere bir yenisi daha eklendi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nce (MAPEG) 485 maden sahası için ihale etme kararı alındı.
Son yıllardaki yeni ruhsatları haritaya döktüğümüzde Murgul-Cerattepe-HOD-Ortaköy, Gümüşhane köyü (Salınbaş) bölgesini kapsayan bölgede madencilik faaliyetlerinin birbiriyle birleştirilmeye çalışılarak, Artvin’in ve yakın çevresinin tamamen bir maden bölgesine çevrilmesinin planlandığı açık bir şekilde görülmektedir.
Bunun en açık göstergesi; Artvin’de maden firmalarının çok sayıda bina kiralaması ve çalışanlarına özellikle renkli renkli iş kıyafetlerini giydirerek dolaşmaya zorlayarak bir nevi psikolojik baskı ve değişim başlatmış olmalarıdır.
İşi o denli azıttılar ki Türkiye Madenciler Derneği Başkanı olan zat; “gerekirse Artvin’in taşınması” gerektiğini büyük bir pişkinlikle televizyonlarda söyleyebilmektedir.
Ülkemizin her yeri altın ve elmas olsa ülkeyi de taşıyacak mısınız a gafiller!
Siz altımızdaki madenleri beleşe alacaksınız diye Artvin’li başka yerlere taşınacak öyle mi?
Artvin’lilik kaç ons altın eder ey şirketler?
Ya atalarımızın mezarları?
Köylerimizin, mezralarımızın ve yaylalarımızın güzel havası, dağlardan gelen billur sular..
Ya da bal akan dutlar, üzümler, incirler, hurmalar ile dünyanın en lezzetli zeytinleri.
Siz anlar mısınız Artvin nedir, nasıldır?
Artvinli deyince tüm ulus neden sevgi çiçeği oluverir hemen?
Bunları neyle tartabilir, neyle ölçebilirsiniz?
Siz her bir taşın, her bir altının, gümüşün, çinkonun bakırın fiyatını iyi bilirsiniz de Artvin’in Artvin’linin değerini hiç bilir misiniz?
Sizin miktarını iyi bildiğiniz altınlarımızı yok pahasına alıp giderken bırakacağınız zehirli atıklarınız kaç milyar ton olacak bunu da bilir misiniz ey gafiller?
Mesela zehirli atıkları sonsuza kadar depolamak için kaç tane Deriner barajı kadar büyük atık barajı yapacaksın!
Bu barajların yıkılmama garantisini verebilecek misin?
Dünyada patlamayan ya da en iyi ihtimalle sızdırmayan atık barajı olmadığını da söyleyebilecek misin halkımıza!
Söyleyemezsin, çünkü yok!
Daha iki yıl önce 9 kişiye mezar olan İliç’teki maden kazasını kim unutabilir?
Ve ne acıdır ki orayı işleten firma şimdi hiç utanmadan HOD’u delik deşik etmekle meşgul…
Ne kadar suyumuzu toprağımızı zehirleyecek, tarım alanlarımızın ormanlarımızın ne kadarını kullanılmaz hale getireceğini hiç düşündün mü?
Yoksa yurtdışındaki efendilerinize ne kadar para aktaracağınızı mı düşünürsün sadece?
Sevgili Artvin’liler, yeni yasal düzenlemelerle doğamızı ve yaşamımızı korumak biraz daha zor hale geldi.
Artık ÇED’ler iyice ÇED olmaktan, yasalar yasa olmaktan hızla çıkarılmakta.
Acele kamulaştırma artık acile terfi etmiş durumda.
Cerattepe’de açık işletme altın madenciliği için sondajların tamamlandığı ve işletmeye geçmek için ÇED dosyasının raftan indirilmesi beklendiği bilinmektedir.
Daha birkaç gün öncesinde Artvin için yaklaşık 24 bin hektarlık yeni maden ihalesi yapıldı.
Durum zorlaşıyor dostlar, biz işte tam da bu yüzden safları sıklaştırmalı, hukuku ve sahayı daha çok kullanmalıyız.
Madencilik ülkeyi kalkındıran bir faaliyet değildir.
Tersine doğayı şimdi ve yüzyıllar boyu mahveden bir kapitalizm oyunudur.
Biz bu oyunun figüranları olmayı asla kabul etmiyor ve bu kutsal memleket mücadelesini daha da arttıracağımızı sizlere ilan ediyoruz.
Yahşi Artvin’de Vahşi Madencilik olamaz, olmamalı, olmayacak!
Artvin halkı buna hiçbir koşulda hiçbir baskıda izin vermeyecek.
Biz Artviniz Dostlar; burada Atabarını madencilere oynatmayacağız.” Diyerek basın açıklamasını sonlandırdılar. – Tahsin Atasert
ARTVİN HALKINA VE KAMUOYUNA
Bu haber 4 kez okundu.








