OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARINDA OYUN VE ÖNEMİ

Oyun, okul öncesi çocukları için bir öğrenme mekanizmasıdır. Yapılan araştırmalar incelendiğinde oyunun pek çok tanımında “Çocuğun İşi” olarak tanımlandığı görülmüştür.   Oyun, okul öncesi çocuklarının sosyal, duygusal, bedensel, zihinsel ve dil gelişimini destekler. Çocuğun zihninde yeni ufukların açılmasına yardımcı olur. Yaratıcılık becerilerini geliştirir. Çocuğun büyümesi ve gelişmesi için temel becerilerden olan beslenme ne kadar önemliyse, oyun da o kadar önemli ve gereklidir. Aynı zamanda oyun; iş birliği yapmayı, odaklanmayı, fiziksel gelişimini destekler.

Çocuğun öğrenmesine katkı sağlayan, “Deneme -Yanılma Yöntemi” oyun yoluyla kazanılır.

Oyunun gelişim alanlarına etkisine baktığımızda:

Sosyal ve duygusal gelişiminde, hayal gücünü…

Dil gelişiminde, duyguların dışavurumunu ve ifade etme becerisini…

Bedensel gelişimde, kas gelişimini…

Zihinsel gelişimde, düşünmeyi…. Geliştirir.

Çocuklar duygu ve düşüncelerini oyun yoluyla aktarırlar. Kendini üzen, tedirgin eden birtakım olayları, oyun içinde karaktere vererek “Bebeğim üzülüyor!” ya da “Çok kızdı!” gibi ifadeleri oyun yoluyla aktararak, duygularını yansıtırlar. Oyuncaklara duygu vererek, duygusal boşalma yaşarlar. Çok mutlu ve neşeli çocuklarda da oyunlara duygularını yansıttığı görülür. “Oyun Terapisi” adı altında yapılan uygulamaların içeriği buna en güzel örnektir. Oyun terapisinde, oyun yoluyla çocuğun duygularını dışa vurması sağlanır. Terapilerde çocuğun duygusal olarak iyi hissetmesi amaçlanır. Duygusal, davranışsal ve psikolojik problemleri ortadan kaldırmak ve problemin büyümesini önlemek amacıyla seanslar halinde uygulama yapılır.

Çocuğun yaşına göre oyun seçimine baktığımızda: Çocukların yaklaşık 0-2 yaş dönemini kapsayan, araştırmacıların “tek başına oyun” olarak adlandırdıkları evre, çocukların bireysel olarak vücudunu keşfettiği evredir. Nesneleri yakalayıp ağzına götürür, nesneleri atar, bunlar onun için birer oyundur. Çocuk çevresi ile ilgilenmez, kendi oyununu kendisi oynar. Biraz büyüyen çocuk 2-4 yaş evresinde akranlarıyla oyun oynamaya başlar; yalnız bu oyunlar sadece akranlar ile aynı ortamda oynanan oyunlardır. Akranlar bir arada bulunur; fakat her biri birbirinden bağımsız bir şekilde oynar. Piaget, bu gelişim evresinde ki oyunun, ben merkezcilikten kaynaklandığını savunur. Ben merkezcilik, çocuğun dünyada kendisinden başka bireylerin de olabileceğini onun da duygu ve düşünceleri olabileceğini kavrayamamasıdır, bu çok normal bir durumdur. Çocuk bu evrede sembolik oyun dönemindedir. Bir bloğu tren şeklinde kullanabilir. Dört yaşı kapsayan evredeyse çocukta ben merkezcilik azalır, hayali arkadaşları vardır. Kendisinden çok etraflı ile ilgilenir, söyleneni dinler, cansız nesneleri canlıymış gibi davranarak; “bebeğim üşür, hasta olur, ağlar” diyebilir. Bunlar çocuğun gelişim evrelerinin bir parçası olduğunu ve normal gelişim süreci olduğu unutulmamalıdır! Dört yaşından sonra çocukta azalan ben merkezcilik başkalarını kabullenmeye yardımcı olur, arkadaş edinmelerini kolaylaştırır. Arkadaşları ile oynadığı oyunlarda aldıkları roller, cinsel kimlik gelişimini destekler. Oyunlarda oynadığı rolün sorumluluğunu alır. Arkadaşlarıyla dayanışma yapar ve iş birliği ile sorun çözmeyi öğrenir. Eve gelen misafirlere hoş geldin demeyi, yemek yemeyi taklit eder. Sosyal kuralları öğrenir. Çocuğun bu gelişim evreleri göz önünde bulundurularak, bulunduğu gelişim evresinden sonraki evre beklenmemelidir. Çocuğun hayatında oyun, gelişiminin bir parçasıdır ve mutlaka olmalıdır.

Ebeveynler olarak çocuğumuzun oyunlarını desteklemeli, keşfedebileceği yeni ortamlar oluşturmalıyız. Çocuğun işinin oyun olduğu unutulmamalı; ilgi, yetenek ve istekleri göz önünde bulundurularak desteklenmelidir.

Bilmeliyiz ki;

Küçük bir legoyu farklı bir çok oyuncak haline getirebilen çocuk, kim bilir öğrendiği bir bilgiyi kaç farklı alanda kullanabilir…

Çocuk Gelişimci

Sümeyya Şentürk

Soru, Görüş ve Önerileriniz İçin:

smyysntrk@hotmail.com

Bu haber 597 kez okundu.