Maral Şelalesi’nin Bilimsel Analizi Yayınlandı

Maral Şelalesi’nin Bilimsel Analizi, Türk Coğrafya Dergisi’nde Yayınlandı

Maral Köyü’nün Çalıveren (Didtke) Mahallesi’nde bulunan Maral Şelalesi, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ramazan Sever ve Yrd. Doç. Dr. İbrahim Kopar tarafından, gezi-gözlem ve mülakat yöntemiyle incelendikten sonra, Şelalenin bilimsel analizi, “Maral Şelalesi (Borçka-Artvin), Doğal Ortam Özellikleri ve Ekonomik Potansiyeli” başlıklı bir makale olarak yayınlandı.

Merkezi İstanbul’da bulunan Türk Coğrafya Kurumu’nun çıkardığı Türk Coğrafya Dergisi’nin 52. sayısında yer alan makalenin özetinde, “Maral Şelalesi, Karçal Dağları’nın (3415 m) kuzeybatısında 41° 57′ doğu ve 41° 30′ kuzey enleminde yer almaktadır. Maral Deresi üzerinde oluşan şelale, idari bakımdan Artvin ili Borçka İlçesi’nin Maral Köyü yönetim sahasındadır. Şelaleyi benzerlerinden ayıran en önemli özellik; bir eğim kırığından, suları tek seferde, 63 m den düşen yüksek bir şelale olmasıdır. Gezi-gözlem ve mülakat yöntemleriyle incelenen şelale, WWD (The World Waterfall Databates) veritabanında belirtilen şelale tiplerinden Plunge veya Vertical şelale özelliklerini göstermektedir. UNESCO tarafından belirlenen Biyosfer Rezervi Koruma Alanı içindeki şelale, Dünya doğa mirasına girmeye aday bir hidro-jeomorfolojik oluşumdur. Şelale ve çevresinde koruma-tanıtma ve kullanmaya yönelik düzenlemeler yapılırsa, sahanın ekonomisine katkı sağlayacağına inanılmaktadır” ifadeleri yer alıyor.

Toplam 13 sayfadan oluşan makale, “Maral Şelalesinin Yeri ve Ulaşım Durumu”, “Doğal Ortam Özellikleri”, “Yeryüzü Şekilleri ve Şelalenin Oluşumu”, “Maral Şelalesi ve Çevresinin Ekonomik Potansiyeli” başlıklarından oluşuyor. Makalenin “Sonuç ve Öneriler” kısmında ise yöre gerçekleriyle büyük ölçüde uyumlu şu tespitlere yer veriliyor: “Maral Şelalesi önemli bir hidro-jeomorfolojik oluşumdur. Klasik tip şelaleler sınıfında yer alan şelale, Türkiye’nin direnç farkından kaynaklanan bir eğim kırığından suları tek seferde 63 m düşen bilinen en yüksek şelalesidir. Şelalenin yer aldığı saha henüz doğallığından hiçbir unsuru kaybetmemiş bilimsel ve rekreasyonal çekim merkezi olmaya aday kesimlerden birisidir. Biyoçeşitlilik açısından bir rezerv alanı durumundaki sahada gelecek rekreatif değişimlerin alanın doğallığını yok edecek girişimlere dönüşmemesi umulmaktadır. Bu amaçla alandan yararlanırken koruma-tanıtma ve kullanma temelli çalışmalara öncelik verilmelidir.

Maral Şelalesi’nin turistik potansiyelini değerlendirmek ve kıt ekonomik kaynaklara sahip dağlık sahalarda yaşayan insanların gelir düzeylerini yükseltmek için yapılması gerekenler şu şekilde özetlenebilir; Öncelikli olarak UNESCO tarafından Biyosfer Rezerv Koruma Alanına dahil edilen sahanın, yönetimine özen gösterilmeli ve yapılacak her türlü etkinliğe, yöre insanını dâhil edecek şekilde planlamalar yapılmalıdır. Aksi durumda daha önceki doğa koruma programları gibi uygulamalar sadece kâğıt üzerinde kalacağı gibi, yöre halkının gelenek-sel yaşam tarzını etkileyecek bir takım yaptırımların getirilmesi de huzursuzluklar oluşturacaktır. Nitekim Maral Köyü muhtarı (Hasan ŞİMŞEK) ile yapılan mülakatlarda buna benzer sorunların varlığı anlaşılmıştır.

Sahaya giriş ve çıkışlar ve ziyaretçi kapasitesi denetim altına alınmalı ve ziyaretlere her zaman yetkili bir rehber eşlik etmelidir. Bunun yanında kontrollü bilimsel geziler hariç, rekreasyon amaçlı ziyaretler belirlenmiş manzara seyir istasyonlarıyla sınırlandırılmalıdır. Çünkü ziyaretçiler doyumsuz manzara güzelliğine sahip şelaleyi daha iyi görebilmek için düşme riski taşıyan eğim kırığının kaygan ve tehlikeli sıfır noktasına kadar yaklaşmaktadır. Ayrıca bir kısım ziyaretçiler daha iyi görüntü alabilmek uğruna ağaçlara tırmanarak onların sürgünlerini kırmakta ve zarar vermektedir.

Ziyaretçilerden kaynaklanan bir diğer sorun da çöp sorunudur. Bireysel ya da guruplar halinde gelen ziyaretçiler, yanlarında getirdikleri piknik malzemelerinin atıklarını sahaya ya da akarsuya atarak görüntü ve çevre kirliliğine neden olmaktadır. Bunun önlenmesi için ziyaretçilerin takip ettikleri güzergâhlarla, oluşturulan manzara seyir istasyonlarına çevrenin hâkim rengine boyanmış çöp bi-donları ve uyarı levhaları yerleştirmelidir. Ayrıca en yakın mahalleden birkaç kişi bu konuda eğitilerek temizlik işi için görevlendirilebilir.

Kuşkusuz sahanın eko-turizm potansiyelinin en verimli şekilde değerlendirilebilmesi için gerekli işlemlerden birisi de reklamdır. Bu nedenle sahanın profesyonel şekilde yurtiçinde ve yurtdışında her türlü iletişim ve medya aracı kullanılarak tanıtılması gerekmektedir.

Artvin-Rize, Borçka-Camili karayolu kenarına mutlaka şelale yolunu bulmaya yardımcı olacak tabelalar konulmalıdır. Ayrıca Camili ve Maral köyleri arasındaki yol ayrımlarında da tabela bulunmalıdır. Gelen ziyaretçilere görevliler tarafından sahanın önemini belirten broşürler verilmeli ve ziyaret alanındaki sıkı kontrolün nedeni konusunda ziyaret-çiler bilgilendirilmelidir.

Konaklama gereksinimlerini karşılamak amacıyla, her ne koşulda olursa olsun böyle hassas bir alana, otel, motel, pansiyon gibi konaklama tesislerinin inşa edilmesine izin verilmemelidir. Bunun yerine ya doğrudan günübirlik ziyaretler şeklinde uygulamalar yapılmalı ya da sahipleri tarafından kısmen veya hiç kullanılmayan ahşap evler restore edilerek pansiyon şeklinde kullanıma açılmalıdır. Böylece atıl durumda olan yöresel ahşap meskenler değerlendirilmiş olacak, hem de geçim kaynaklarının son derece kısıtlı olduğu ailelerin ekonomisine az da olsa katkı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra pansiyonlarda yöresel yemekler, müzikler, kıyafetler ve otantik iç tasarım vb gibi öğeler de öne çıkarılarak ekonomik kaynaklar artırılabilir.

Borçka-Camili Köyü arasındaki karayolunda genişletme ve iyileştirme çalışmaları halen sürmektedir. Ancak yukarıda belirtildiği gibi koruma alanı yönetimiyle yöre halkı arasında yaşanan bazı sorunlar nedeniyle Camili-Maral yoluyla ilgili çalışmalara 2008 yılı itibariyle henüz başlanamamıştır. Maral Köyüne kadar uzatılması planlanan yol çalışması başladığında, orman örtüsü katliamına dönüşmemesine özen gösterilmelidir.

Sahaya girişte ziyaretçilerden bir miktar giriş ücreti talep edilmelidir. Böylece istihdam olanakları oluşturulacağı gibi, çevre temizliği konusundaki harcama kalemleri, bu bütçeden karşılanabilir.

Yöre halkı gelen ziyaretçilerin beslenme ihtiyacını karşılayacak potansiyele sahiptir. Şelaleye giden yolun uygun bir kesiminde halkın kontrolünde kurulacak bir kooperatif tarafından organik ürünlerin pazarlanması sağlanabilir. Başta bal olmak üzere, yöreye özgü organik ürünler (pekmez, reçel, mısır ekmeği, taze ya da kurutulmuş meyveler vb) bu amaçla satılarak gelir elde edilebilir.”  ÇP

Bu haber 545 kez okundu.