ÇOCUK EĞİTİMİNDE DOĞRU TUTUM

            Çocuk yetiştirme bilgi, sabır ve tutarlılık isteyen bir süreçtir. Çocuğun büyüme yolculuğunda ona rehberlik eden ebeveynlerin sergilemiş oldukları tutum ve davranışlar, çocuğun sonraki hayatını da etkilemektedir. “Yüksek eğitim almış kişiler bile ailelerin den aldıkları eğitimin tesirinden kurtulamamaktadır.”(Çankırılı 2004:34)Bunun yanında “Modern Yöntem” olarak adlandırılan yöntem ile çocuklara gereğinden fazla hoş davranışta bulunulmakta, aşırı hoş görülü tutum sergilendiği bilinmektedir. Bu bazen çocuğa kıyamamaktan, çocuk yapamaz anlayışından, yorulmasın ya da üzülmesinler düşüncesiyle çocuğu adeta çiçekli bir kafes içerisinde yetiştirme isteğinden kaynaklanmaktadır.

Çocuklara sergilenen tutumların çeşitliliği pek çok kaynakta benzerlik göstermekle birlikte farklı şekillerde adlandırılmaktadir, bu tutumlar beşe ayrılır;

1. Otoriter Tutum

Bu tutum ailelerin çocukları üzerinde aşırı baskıya dayanarak, otorite sahibi olmaya çalışmaları anlamına gelir. Çocuğu denetim altında tutma, her şeyi ebeveynin yönettiği, çocuğun fikrinin sorulmadığı ve çocuğun isteklerinin önemsenmediği bir tutumdur. Bu tarz çocuklar mutlak otoriteye boyun eğmek zorunda kalan, sürekli eleştiriye maruz kalan çocuklardır. Yaptıkları hiçbir şeyin beğenilmediği, anne babanın isteklerinin ön planda olduğu davranışlardan oluşmaktadır. Bu tutumda çocuğun seçme şansı yoktur. Ailelerin beklentisi söz dinleyen, kuralara uyan çocuk davranışıdır. Bu tutumla yetiştirilen çocuklar genellikle içe kapanık,öz güvenleri yetersiz, kaygı düzeyleri yüksek bireyler olurlar.

2. Hoşgörülü Tutum

Otoriter tutumun tam karşıtıdır. Çocuğun yaptığı her davranış hoş görülür. Sınırları yoktur. Çocuğun istekleri koşulsuz yerine getirilir. Ben yapamadım annem yapsın anlayışının hâkim olduğu “modern yöntemi” içine almaktadır. Çocuk aileye egemen olmuştur, anne baba rollerinin bir önemi yoktur, çocuk kral ilan edilmiştir. Her istediği koşulsuz yapılır. Sınır tanımayan bu çocuklar; okul dönemin de kurallara uymayan, sınırları aşan, nerede durması gerektiğini bilmeyen bireyler haline gelir. Çevresindeki her şey onun için vardır, kendisi ne isterse o olur!

Hayatın böyle olmadığını fark eden çocuk hırçınlaşır ya da hayal kırıklığına, başarısızlığa ve umutsuzluğa kapılır.

3. Dengesiz Ve Tutarsız Tutum

Ailelerin çocuklarına karşı olan davranışlarında, doğru ve yanlış çizgilerin net çizilmediği, doğru ve yanlışın muhakemesini önce kendisi yaparak çocuğa yansıtmadığı veya yansıtamadığı tutumdur. Ebeveynler bir gün kızdıkları bir davranışa ertesi gün “Boş ver!” diyerek kızmadıkları, önemsemedikleri, görmezden geldikleri davranışlar çocukların kişilik yapısı üzerinde ciddi kararsızlığa yol açar. Doğru ve yanlış çizgilerin net çizilmediği tutumdur. Sadece anne baba değil birlikte yaşaması durumunda büyük anne, büyük baba ile birlikte yaşayan çocukların anne ve babanın  “hayır!” dediği halde büyük anne veya büyük babanın ‘’evet’’ demesi yine çocukta kararsızlığa neden olur. Doğru ve yanlışta ailelerin sözleri bir olmalıdır. Birinin onayladığı davranışı diğerinin onaylamaması,çocukta ikilemler oluşturur, çocuk yaşadığı bu ikilemlerden hangi davranışın doğru, hangi davranışın yanlış olduğunu kavramakta güçlük çeker yanlış olan bir davranışı doğru kabul edebilir, kendi içinde karmaşikliklara neden olabilir.

4. Aşırı Koruyucu Tutum

Her çocuk için başarma duygusu muazzam bir şeydir. Başarma duygusu çocuğun yaşı ilerledikçe ona belli bir takım sorumluluklar vererek hissettirilmelidir. Örneğin çocuğun tuvalet eğitim yaşı geldiğinde tuvalet eğitimi verilmeli, kıyafetleri giymesi gerektiğinde giymeli, yemeğini kendisi yemesi gerektiğinde ise yemelidir. Bunlara izin vermeyen ailelerin uyguladigi bu davranislar, cocukların kendi sorumluluklarını kendilerinin almalarına fırsat vermeyen aile tutumudur. Ailelerin çocukların üzerinde etkisi o kadar fazladır ki, çocuğa ömür boyu rehber olmak zorunda kalır. Evlendiği halde her türlü problemini ailesine anlatan, bir türlü rahat edemeyen ancak ailesinin dizinin dibinde rahat eden bireyler bu tutuma örnek gösterile bilir. Bu tutumun doğurabileceği sonuç öz güveni yetersiz bir toplumdur.

5. Güven Verici Hoşgörülü Tutum

Kişilik gelişiminin büyük çoğunluğu aile ortamında kazanılır. Okula başlayan bir çocukta, artık pek çok davranış oturmuş demektir. Sevgi, şefkat, güven gibi kavramlar aile içerisinde öğrenilir. Aile ortamında bu değerleri öğrenemeyen çocuklar bu davranışları sonradan kazanabilmesi zorlaşabilmektedir, hatta bazı durumlarda imkânsız dahi olabilir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aile ortamının çocuğun fikirlerinin sorulduğu, dinlendiği, söylediği şeylere saygı duyulan bir ortam olması gerekir. Güven verici tutuma sahip ebeveynler çocuklarının doğru ve yanlış kavramını ayırt edebilen bireyler olmasını destekler, deneme yanılma yoluyla hayatı öğrenmesine fırsat verir.

Unutulmamalıdır ki…

Çocuklar bireysel farklılıklar ve genetik faktörlerin dışında en ufak bir davranışı dâhi taklit etme eğilimindedirler. Çocukların davranışları ebeveynlerin davranış, tutum ve isteklerine bağlıdır. Nasıl davranışlar görmek istiyorsak o davranışlar üzerinde yoğunlaşmalıyız…

İlk önce taklit eden çocuk, zamanla talim etmeye gayret gösterecektir.

Çocuk Gelişimci

Sümeyya Şentürk

Soru, Görüş Ve Önerileriniz İçin:

smyysntrk@hotmail.com

Bu haber 557 kez okundu.