Borçka TSM’den “Tuz Farkındalık Haftası Çalışmaları” Yapıldı

            Borçka Toplum Sağlığı Merkezi tarafından “Tuz Farkındalık Haftası Çalışmaları” Yapıldı.

Tuz Farkındalık Haftası kapsamında Borçka Toplum Sağlığı merkezi tarafından ilçe çapında bir dizi çalışma yapıldı. İlçe Kaymakamı Hasan Hüsnü TÜRKER, İlçe Jandarma Komutanı, İlçe Emniyet Amiri, Toplum Sağlığı Merkezi Başkan Vekili Dr. Osman DURSUN ve Toplum Sağlığı Merkezi Hemşire, Ebe ve Sağlık memurlarının katıldığı çalışma sırasında vatandaşlara bilgilendirmelerde bulunuldu. Merkez camisi bahçesinden başlanarak, lokantalarda, pide salonlarında, ev yemekleri hizmeti sunumu yapan işletmelerde ve diğer gıda sunumu yapılan yerlerde tuza dikkat çekilerek, bilgilendirme broşürleri el afişleri dağıtıldı. Çalışmalarda şu konulara dikkat çekildi.

Tuzu Azaltmak için Hep Birlikte Hareket Etmeliyiz

Daha Az Tuz Tüketimi İçin BİRLİKTE hareket etme zamanı.

Dünyada tuzu tüketimini azaltmak için birçok ülke uzun zamandan beri çalışmalar yürütmektedir. Tuz tüketim miktarları azalmasına rağmen Dünya Sağlık Örgütü Önerileri doğrultusunda birçok ülkenin 2025 yılına kadar tuz alımında % 30’luk bir düşüş elde edemeyeceği tespit edilmiştir.

Ayrıca, diyetimizdeki çok fazla tuzun, kan basıncını arttırarak (hipertansiyona neden olarak) inme ve kalp hastalığı riskini yükselttiğini biliyoruz. İnme ve Kalp hastalıkları da dünya çapında en önemli ölüm ve sakatlık nedenlerinden ikisi olarak gösterilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın altında önermektedir ve bu miktar bir tatlı kaşığı veya tepeleme bir çay kaşığına denk gelmektedir. Günlük olarak tüketilmesi önerilen bu miktar; gün içinde tüm besinlerimizle aldığımız tuzu (sodyumu) da kapsamaktadır.

Bazı ülkelerde ana tuz kaynağı birey tarafından eklenen tuzdur, ancak bu sadece tuzluktan gelmez: soya sosu gibi tuzlu soslar, tuzun dünyadaki diyetlere büyük katkılarıdır. Ancak birçok ülkede, yediğimiz tuzun % 80’e varan kısmı, işlenmiş, paketlenmiş gıdalarda – ekmek, kahvaltı gevrekleri veya hazır yemekler gibi veya restoran yemeklerinde, kafeterya yemeklerinde ve ev dışında kalan diğer yerlerde bulunan tuzlardan gelmektedir.

Tuzun sağlığımız için zararlı olduğunu bilmemize rağmen, aşırı tuz tüketiyorsak , #Daha Az Tuz

Ayrıca bireysel olarak da insanların evlerinde yemeklerini hazırlarken daha az tüketmesi, daha az tuz kullanmasının teşvik edilmesi önerilmektedir.

Devlet, Sağlık Profesyonelleri, ilgili tüm kurum ve kuruluşlar, gıda ve içecek sektörü, lokantalar, restoranlar ve hatta bireysel olarak; gıdalarımızın içerdiği yüksek tuz ve bunun sağlığımıza zararlı etkileri konusunda farkındalığımız yüksek olmalıdır.

Politika yapıcıların rehberliğinde tuz azaltma çalışmasının; gıda ve içecek sektörü, ve toplu beslenme yapılan lokanta, restoran, pastane, kafe, vb gibi toplu beslenme yapılan yerler ve bunlarla ilgili sivil toplum kuruluşları ile işbirliğinde yapılması önerilmektedir.

2017 yılında DSÖ işbirliğinde Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilen “Türkiye Hane halkı Sağlık Araştırması(Bulaşıcı Olmayan Hastalıkların Risk Faktörleri -2017)”na göre günlük kişi başı tuz yaklaşık tüketiminin 10 g/gün olduğu saptanmıştır. Bu değer Dünya Sağlık Örgütü’ nün önerdiği günlük tüketim miktarının iki katıdır.

Aşırı tuz tüketiminin azaltılması amacıyla Sağlık Bakanlığı’nca “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı” yürütülmekte ve çok sektörlü bir yaklaşımla kademeli olarak tuz tüketiminin azaltılması için çalışılmakta; ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ile işbirliği yapılmaktadır. Bu işbirliği çalışmalarına örnek teşkil edecek olan ve aşırı tuz tüketiminin azaltılmasına katkı sağlayacak iki işbirliği protokolü hazırlanmıştır. Bunlardan ilki “Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu, Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Protokolü” dür. 30 Ekim 2018 tarihinde Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) arasında imzalanmıştır. Söz konusu “İşbirliği Protokolü” ile gıda ve içecek sektörü tarafından toplumda tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik gönüllülük esası ile çeşitli faaliyetler yürütülmesi, belirlenen ambalajlı gıda kategorilerinde tuz/sodyum azaltma çalışmalarının sürdürülmesi planlanmıştır. Diğeri ise Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ile Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu’ nu ile Sağlık Bakanlığı arasında 28 Şubat 2019 tarihinde imzalanan “Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu, Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü” dür.

Bu protokollerle paketli gıdalarda ve lokanta pastanelerde tuz içeriğinde tedrici olarak 2023yılına kadar azalma planlanmaktadır.

AŞIRI TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMAK İÇİN ÖNERİLER

Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Bir kişinin günlük olarak kullandığı tuz miktarı 5 gramı (1 tepeleme çay kaşığı veya 1 silme tatlı kaşığı) geçmemeli ve iyotlu tuz kullanılmalıdır.

Besin sanayisinde kullanılan ve genellikle ambalajlı besinlerin besin etiketinde yer alan mono sodyum glutamat, sodyum nitrat, sodyum bikarbonat, sodyum sitrat, sodyum askorbat vb. tüm sodyumlu bileşiklerin tüketimine dikkat edilmelidir. Çünkü bunlar besinin tuz/sodyum içeriğini artırmaktadır.

Yemek hazırlama, pişirme ve tüketim sırasında ilave edilen tuz miktarı azaltılmalıdır. Hatta besinlerin bileşiminde sodyum bulunması nedeniyle hazırlama ve pişirme sırasında mümkünse tuz eklenmemelidir.

Masada yemeklere tuz ilavesi yapılmamalı ve masadan tuzluk kaldırılmalıdır.

Hazır soslar (soya sosu, ketçap sos, barbekü sos, tartar sos, salsa sos, hardal, makarna sosu gibi),atıştırmalık ürünler (cips, tahıl bazlı bar, meyve bazlı bar, ekstrüde ürünler, patlamış mısır gibi), tuzlanmış kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi, kavurga, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, her türlü çekirdek içi vb.), turşu ve salamura (siyah ve yeşil zeytin, sebze turşuları), balık konserveleri, tuzlanmış, tütsülenmiş ve/veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri ile aromalı/aromasız, doğal/doğal olmayan mineralli içecekler yüksek miktarda tuz içermeleri nedeniyle az tüketilmelidir.

Geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, kurut, yaprak salamurası vb. yiyeceklerin tuz içeriği fazladır. Bu nedenle daha az tüketilmeli ve hazırlarken yüksek miktarda tuz kullanımından kaçınılmalıdır.

Salamura ürünlerin tuz içeriğinin azaltılması için suda yıkama ve bekletme gibi işlemler uygulanabilir. 8.Satın alınan işlenmiş ürünlerin etiket bilgisi mutlaka okunmalı, tuzsuz ya da tuzu azaltılmış ürünler tercih edilmelidir.

Ambalajlı tüketime sunulan gıdaların içeriği etiket bilgisinden okunmalı ve benzer gıdalarda tuz ve tuz yerine geçen maddelerin miktarları daha düşük olanlar tercih edilmelidir.

Ev dışı beslenmede yemeklerin ve besinlerin içindeki tuz miktarı öğrenilerek mümkünse az tuzlu veya tuzsuz hazırlanması istenmelidir.

Tuz yerine doğal lezzet arttırıcılar (soğan, sarımsak, baharatlar, limon, sirke, biber vb.) kullanılmalıdır.

AŞIRI TUZ İÇEREN BESİNLER

Hazır soslar (soya, ketçap, barbekü, tartar, salsa, hardal, makarna vb soslar)

Atıştırmalık ürünler (cips, tahıl bazlı bar, meyve bazlı bar, patlamış mısır gibi)

Tuzlanmış kuru yemişler(fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi, kavurga, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, her türlü çekirdek içi vb)

Turşu ve salamura besinler(siyah ve yeşil zeytin, sebze turşuları), balık konserveleri, tuzlanmış ve/veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri

Aromalı/aromasız, doğal/doğal olmayan gazlı/gazsız mineralli içecekler

Geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, yaprak salamurası vb besinlerdir” gibi broşürlü bilgilendirmelerde bulundular.

Haber: Gökhan Özçelik

1.559 Görüntüleme