Artvin Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Tolga İskenderoğlu’ndan, “FINDIK” Sorunları İle Basın Açıklaması

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi, Artvin Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Tolga İskenderoğlu, “FINDIK” ve Fındık ile ilgili sorunları dile getirdi. Borçka Ziraat Odası’nda yapılan bu çok önemli basın açıklamasına Artvin ‘de bulunan Ziraat Odalarının başkanları ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Fındığın son yıllarda artan sorunlarına dikkat çekilen açıklamada özellikle kahverengi kokarca böceği, şimşir ağaçlarını yok eden Amerikan Kelebeği gibi halk arasında biyolojik yani laboratuvar üretimi hastalık iddiasının konuşulduğu bugünlerde yapılan açıklama ses getirecek cinsten oldu.

Bu basın açıklamasının ardından konunun kesinlikle TBMM araştırma komisyonu kurularak ciddi bir şekilde incelenmesi, teşhis, tanı ve tedavinin aynı zamanda konuşulması gerektiği ortadadır. İşte yapılan o basın açıklaması;

TZOB YÖNETİM KURULU ÜYESİ TOLGA İSKENEROĞLU’NDAN FINDIK AÇIKLAMASI

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Oda Başkanlarım, Üretim değeri, ülke ihracatına milyarlarca dolarlık katkısı, 400 bin ailenin doğrudan geçim kaynağı olması nedeniyle, Ordu ilimiz, Karadeniz Bölgemiz ve ülkemiz açısından vazgeçilmez bir ürün olan fındıkla ilgili sorunlarımızı dile getireceğimiz toplantımıza hoşgeldiniz diyor, sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Bilindiği gibi fındıkta en önemli ülke Türkiye’dir. Karadeniz Bölgemizde 700 bin hektar alanda dünya fındık üretiminin yüzde 70’i yapılmaktadır.

Yıllara göre değişmekle birlikte ortalama kabuklu fındık üretimimiz 550 bin ton dolaylarındadır. Bu üretim için Karadeniz Bölgemizde 400 bin ailemiz doğrudan çalışmaktadır. On binlerce aile ise fındık nakliyesi, işlenmesi, ticareti, işçiliğinden, yüzbinlerce esnaf ailesi de fındığın sağladığı ekonomik değerden faydalanarak geçimini sağlamaktadır.

Bu kadar ailenin işi de aşı da fındıktır. Karadeniz bölgesinde fındık hayattır. Ülkemizin en önemli tarımsal ihraç ürünü de fındıktır. Öyle ki dünya fındık ihracatının yüzde 85-90’ını ülkemiz yapmaktadır. Üreticimizin gayretiyle üretilen fındıktan ülkemiz, 2016-2017 sezonunda 1,9 milyar,  2017-2018 sezonunda ise 1,8 milyar dolar ihracat geliri sağlamıştır.

Herkesin bu bilinçle hareket etmesi, fındığın ve fındık üreticisinin sorunlarına duyarlı olması ve destek olması gerekir. Artvin ilimizde 88 bin dekar alanda ortalama 9 bin ton fındık üretilmektedir. Bu kadar önemli bir ürünümüz olan fındıkta, sorunlarımız bir türlü bitmiyor. Son yıllarda hastalık ve zararlılarda fındık üretimimizi gittikçe zorlaştırıyor.

Mevsimsel değişikler; fındıkta külleme, bakteriyel yanıklık, fındık mozaik hastalığı, dal kanseri, kök çürüklükleri, çotanak yanıklıkları ve çürüklükleri gibi önemli hastalıkların daha fazla görülmesine neden olmuştur. Amerikan beyaz kelebeği, turunçgil uzun antenli böceği, kahverengi ve yeşil kokarca, fındık kurdu gibi zararlılar da fındık alanlarımızda daha sık görülmeye başlamıştır. Külleme hastalığı fındık alanlarında 2013 yılından bu yana görülüyor. Mücadele edilmezse fındığa yüzde 70 ile yüzde 100 arasında zarar veriyor. Hem verimi hem de kaliteyi olumsuz etkiliyor.  Çaresi olmayan bir hastalık değil.

Kültürel mücadelenin tam yapılması halinde ekonomik zarara neden olmuyor. Amerikan beyaz kelebeği, Marmara, Kuzey Ege ve Karadeniz Bölgesi’nde görülüyor. Özellikle Orta Karadeniz bölgesinde, Samsun’da fındık bahçelerinde zaman zaman önemli zararlara neden oldu. Aralarında kuşların da olduğu çok sayıda parazitoit ve predatörleri bulunuyor. Mekanik, biyolojik ve kimyasal olarak mücadele de yapılabiliyor.

Turunçgil uzun antenli böceği, Trabzon ili Maçka ilçesinde görülüyor. Ülkemizdeki tüm fındık alanlarını tehdit ediyor. idanları çok kısa sürede, ağaçları ise zaman içinde kurutup deviriyor. Zararlının taşınması halinde tüm turunçgil alanlarını da tehdit ediyor. 68 bitki türüne zarar verebiliyor. Bu zararlıyla mücadele ülkemizde yapılamıyor. İç ve dış karantinaya tabi tutuluyor. Trabzon’un Maçka ilçesinde imha programı yapılması bekleniyor.

Kahverengi kokarca, Gürcistan sınırında Artvin ilinin Hopa, Kemalpaşa, Borçka ve Arhavi ilçeleri ile Rize ilinin Fındıklı ilçesinde görüldü. Karantinaya tabi bir zararlı türü olması nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bölgede karantina tedbirleri uygulandı.  Bu zararlı 300’den fazla bitki türüne zarar verebiliyor. Gürcistan’da fındık bahçelerine verdiği zarar yüzde 75’e kadar ulaştı. Fındık kurdu ve yeşil kokarcası, fındık alanlarının büyük bölümünde yaygın olarak bulunuyor.

Zarara yol açma potansiyeli yüksek. Kültürel mücadeleye dikkat edilmeli. Kimyasal mücadelesi de mevcut.  Uygun ilaçlarla zamanında ve tavsiye edilen dozda mücadele yapılmalıdır.

Fındıkta bu yıl kuraklık sorunu da önem taşımaktadır.  Yer yer yağışlar normalin üzerinde gerçekleşse de bazı alanlarda yetersiz yağış fındık bahçelerini olumsuz etkilemiştir. Bu zararlı ve hastalıklarla top yekûn mücadele edilmesi büyük önem taşıyor. Önlem alınmaz, yeterince mücadele yapılmazsa başta fındık olmak üzere ülke meyveciliği büyük zarar görür.

Ziraat Odaları olarak biz elimizi taşın altına koymaya hazırız. İmha çalışmalarında Tarım ve Orman Bakanlığımız başta olmak üzere, belediyeler, sivil toplum kuruluşlarımız, Oda ve Borsalarımız ve üreticilerimiz hep birlikte hareket etmelidir.

Biz, zamanında gerekli uyarıları yapıyoruz. Konuyla ilgili uyarı ve taleplerimizi Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve ilgili yerlere iletiyoruz. Herkes duyarlı bir şekilde hareket etmelidir.  Ülkemiz için büyük önem taşıyan meyveciliğimizin geleceğini düşünmelidir.

Fındıkta Amerikan beyaz kelebeği, kahverengi ve yeşil kokarca, fındık kurdu, turunçgil uzun antenli böceği ve külleme hastalığı ürüne büyük zarar verdi. Sahada yaptığımız tespitlere göre, hastalık ve zararlılar yüzünden rekoltede yüzde 20 civarında düşüş olacak. TÜİK, bu yıl için fındık rekoltesinin 715 bin ton olacağı yönünde tahminde bulunmuştur.

Böyle bir rekoltenin olmasına imkan vermiyoruz. Hastalıklar, zararlıların yanı sıra Haziran dökümleri de hesaba katılırsa yüzde 20’nin üzerinde bir rekolte kaybı olacağını tahmin ediyoruz. Çiftçimiz, artan girdi fiyatları altında ezilmiş durumdadır. Gübre, ilaç gibi girdilerin fiyatları yükseldi.  Sık sık yağış olması da ilaçlama maliyetini artırdı. Gübreden işçiye maliyetler genel olarak arttı.

Hastalık ve zararlılar da verimi düşürünce birim başına maliyet daha fazla yükseldi. Kısaca, hastalık ve zararlılar nedeniyle üreticimizin zararı büyüktür. Maliyetlerimiz de artmıştır.

Fındıkta fiyatın tatmin edici olması üreticimiz açısından çok önemlidir. Çünkü, fındıkta verimliliğin düşük olması da maliyetlerimizi artırmakta, üreticimizin gelirin çok yetersiz kalmasına neden olmaktadır.

Budama, gübreleme, fındık altı temizliği gibi kültürel işlemlerin yanı sıra özellikle Doğu Karadeniz Bölgemizdeki yaşlı fındık bahçelerinin çiftçimize verilecek destekle kademeli olarak yenilenmesi verimlilik açısından zorunlu görünüyor.

Aksi takdirde dekarda fındık veriminin ABD’de 290 kilograma kadar ulaştığı, bizdeki verimin 95-100 kilogramda kaldığı, özellikle Doğu Karadeniz Bölgemizde 70 kilogramlara kadar indiği bir ortamda üreticimizin geçimini yeterli bir fiyat olmadan sağlamasına imkan yoktur.

Burada Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) önem taşımaktadır. Çünkü ülkemizde serbest piyasa düzeni ne yazık ki fındıkta işlememektedir. Çok sayıda fındık üreticisine karşın bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda alıcı bulunmaktadır. Serbest piyasa adı altında çalışan tekelci yapı, piyasa üzerinde her türlü baskı ve oyunu oynamakta, fındık fiyatları üzerinde spekülasyon yapmaktadır. Üreticimiz, alıcılar karşısında ekonomik açıdan örgütlü değillerdir.

Ürünü piyasadaki talebe göre piyasaya sunamamaktadır. Lisanslı depolar yetersizdir. İşleyen bir ürün ihtisas borsası sistemi yoktur. Üretici borç yükü altında ezilmekte, bir an önce elindeki fındığı ederinden değil de piyasada oluşan fiyata razı olarak satarak borcundan kurtulma yolunu izlemektedir.

Bu nedenle üreticinin korunmasının yolu, kesinlikle TMO ya da bir başka müdahale kurumunun piyasada daimi olarak bulunmasından geçer. Görünen köy kılavuz istemez. Piyasadaki tekelci yaklaşımın kırılmasının, piyasadaki istikrarın sağlanmasının başka yolu yoktur. 2009 yılından sonra TMO’nun alım yaparak devreye girdiği her yıl fındık piyasası ve fındık fiyatları, spekülasyondan uzak, tekelci yaklaşıma müdahale fırsatı vermeyecek şekilde oluşmuş, hem ülkemiz hem de üreticimiz kazanmıştır. TMO, bu yıl ve sonraki yıllarda da alım yaparak piyasada olmalıdır. Yüzbinlerce fındık üreticisinin tek güvencesi bu olacaktır. Ofis, yapacağı alımlarda üretici maliyetlerini de göz önünde bulundurarak bir fiyat belirlemelidir. Bu yaklaşım, fındık üreticimizin “ortak paydaşı” olarak gördüğümüz borsa ve ihracatçılarımızı da tekelci firmaya karşı koruyacak, sömürülmelerini önleyecektir.

Lisanslı depolar da fındık piyasasındaki istikrar açısından önemlidir. Fındık üreticimizin lisanslı depolarla ilgi göstermesi isteniyorsa, bu depoların üreticimize avans vermesi gerekir. Buna karşın, üreticilerimiz tüccara emanete bıraktıkları fındık karşılığında rahatlıkla avans alabilmekte, gübre, ilaç gibi girdiler için ihtiyaç duydukları parasal kaynağı buradan karşılayabilmektedir.

Lisanslı depolara ürün koyan üreticilerimize verilen destek de yetersizdir. Tüccar, nakliye, hamaliye masraflarını da üreticiden talep etmemektedir. Bu sorunlar çözülürse üreticimiz lisanslı depolara yönelir. Fındık rekoltesinin yüksek gerçekleştiği yıllarda üretilen fındığın tamamının pazarlanmaması ve devir stoku oluşturması da önemli bir sorundur.  Geçmişte olduğu gibi TMO’nun alım yaptığı yıllarda fındığı yurt dışında satabilmesi için de yetkilendirilmelidir.

Fındık piyasası spekülasyondan uzak tutulmalıdır. Rekolteyi Bakanlığın yapması kararını kabul eden ihracatçı ve borsaları, sözlerinin arkalarında durmalıdır ve Bakanlık tarafından açıklanacak rekolteyi beklemelidir.

Bizler, Ziraat Odaları olarak rekolte konusunda sözümüzün arkasında durduk. Bugüne kadar ayrı bir rekolte tahmin çalışması yapmadık. Buna karşın İhracatçı Birlikleri, her yıl rekolte tahmininde bulunmaktadır. Buna karşın İhracatçı Birlikleri, her yıl rekolte tahmininde bulunarak rekolteyi kamuoyuna açıklamaktan çekinmemişlerdir.

Ancak kendilerine hiç bir yaptırım uygulanmamıştır. En son, ABD’deki Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi’nin (INC)toplantısında, İhracatçı Birlikleri, sözlerinin arkasında durmayarak, ülkemizin fındık rekolte tahminini 775 bin ve 40 bin tonluk stokla 815 bin ton olarak açıklamışlardır.

Şimdi sormak gerekir. İhracatçı Birlikleri, neye dayanarak, yangından mal kaçırır gibi bu açıklamayı yapmıştır? Tarım ve Orman Bakanlığımızın rekolte tahminini neden beklememişlerdir? Biz neyin ne olduğunu biliyoruz. Amaç, rekolteyi yüksek gösterip üretici fiyatlarını düşürmektir. Haksız kazanç elde etmektir. Sömürü düzenini sürdürmektir.

Tarım ve Orman Bakanlığımız olaya müdahil olmalı, üreticimizin haklarını korumalıdır. Rekolte tahminini spekülasyonlara mahal vermeyecek şekilde ilgili tüm kesimlerin katılımıyla deklare etmelidir. Fındık Çalıştayı’nda Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli, piyasada regülasyonun olmaması durumunda TMO olarak bölge çiftçisinin, insanının ve üreticisinin her zaman yanında olacaklarını açıklamıştır.

Biz bu sözün yerine getirileceğine inanıyoruz. Fındık hasadına başlanmadan önce,  Temmuz ayı sonuna kalmadan, üretim maliyetleri de göz önüne alınarak fındık fiyatının belirleneceğini, TMO’nun alacağı fındık miktarının açıklanacağını bekliyoruz. Zamanında yapılan açıklama, hem üreticiyi hem de fındık piyasasını rahatlatacaktır.

2009 yılında 150 lirayla başlayan, 2013 yılında 160 liraya, 2014 yılında 170 liraya çıkarılan alan bazlı destek, çiftçimizin bahçede kalması ve üretimine devam etmesi açısından çok önemlidir.

Alan bazlı destek, fındık fiyatlarının ürün maliyetlerin altında kaldığı yıllarda üretici için can simidi durumundadır.  Bu destek günün şartlarına göre belirlenmeli, artarak devam etmelidir. Tüccar, en son yapılan kanun değişikliğiyle, stok affı yoluyla haksız vergi indirimi de sağlamıştır. Stok affıyla kayıtlarda yer almayan mallar, yasal olarak kayıt altına alınmıştır. Bu değişiklikle borsada işlem gören fındıktaki yüzde 2’lik stopaj, yüzde 0,5’e çekilmiştir.

Fındıktaki sorun, tüccarın depoda olmayan malları için bu vergi affından yararlanarak, haksız gelir sağlamasıdır. Tüccar dışarıdan fındık ithal ederek, hayali stok yaratarak da bu imkandan yararlanmıştır. Yaptığımız hesaplara göre, tüccar, olmayan fındıktan en az 35 milyon liralık vergi indirimi almıştır.

Ziraat Odaları olarak amacımız sömürüden uzak, üreticimizin fındığını ederinden sattığı, makul ve istikrarlı bir gelire sahip olmasıdır. Fındıktan üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz, ihracatçımız, esnafımız hemen bütün taraflar çok daha fazla gelir elde edebilir. Yeter ki hakça bir düzen kurulsun, fındıktaki sorunlarımız çözülsün. Bu duygu ve düşüncelerle yaklaşan fındık hasadının başta üreticimiz olmak üzere bütün taraflar açısından bereketli geçmesini diliyor, bizi izlediğiniz için teşekkür ediyoruz” dedi. Konuşmaların ardından basın açıklaması son buldu. ÇP

Bu haber 1.195 kez okundu.